Allah; peygamberi seven ve itaat eden Müslümanı sever
Sevgili Peygamberimiz, Rabbimizin yarattığı değerli, şerefli varlık. Dünyadaki son elçisi. Dini için en büyük örnekliği gösteren, en ciddi sıkıntı ve zorlukları yaşayan insan. Ve bize Allah’ın dinini en doğru bir şekilde ileten insan.
Müminler, Efendimiz Aleyhisselam’ı severler ve ona uyarlar,
Çünkü Allah’ı seven, O’nun sevdiğini de sever.
Allah’ı seven O’nun, “yolunda gidin, izinden ayrılmayın!” dediği kişiyi takip eder.
Allah’ı seven Allah ile peygamberin arasını ayırmaz.
“De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder.” (Ali İmran, 3/31)
ALLAH, TAKVA SAHİBİ KULLARINI SEVER
Allah’ın emirlerini yerine getirirken titizlik göstermek. Yasakladığı bir kötülükten uzak durmak için hassasiyet göstermek. Allah’ı üzmekten, emrini çiğnemekten korkmak. Onu çok çok sevdiği için sınırlarını zorlamaktan çekinmek. Yani takva…
Allah bu hassasiyette olan takva sahibi kullarını sever.
İnançla, tevhidle ve salih amelle, takva elbisesini kuşananları sever.
Dünya yolculuğunda tehlikeli, haram ve yasak olan sınırlarda dolaşmaktan kaçınan kullarını sever.
Yalın ayak dikenli bir yoldan, ateş gibi alev saçan bir zeminde yol alırken, mayınlarla döşeli bir arazide mesafe alırken duyarlılığı gösteren takva sahibi kullarını sever.
Hem “kalu bela”da hem de bu dünyada verdiği sözden dönmekten, ahdini bozmaktan, sözünden caymaktan, haksızlık yapmaktan endişe eden ve titizlikle Rabbine yönelen muttakilerden razı olur. Onu sever. “Hayır, öyle değil. Kim sözünü yerine getirir ve günahtan sakınırsa bilsin ki Allah kesinlikle takva sahiplerini sever.” (Ali İmran, 3/76, Tevbe, 9/4)
ALLAH İYİLİK YAPAN KULLARI SEVER
Allah iyi kullarını sever.
İyilik yapanları sever.
İşini iyi bir biçimde yapanları sever.
Allah muhsin kullarını sever. Yani iyilik ve lütufta bulunan, işleri en güzel bir biçimde yapan, yaptığını da ihlas ve samimiyetle yapan, sanki Allah’ın görüyormuşçasına titizlikle yapan kullarını sever.
O’nun verdiğini yine O’nun yolunda infak edenleri sever. Zaten veren O, verdiğinin bir kısmını O’nun istediği güzel yerlere harcamak kadar iyi bir iş de olabilir mi?
“Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan edin (iyilik edin), şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara, 2/195)
Üstelik bu harcamaları darlık ve bolluk anında yapması, davranışlarını kontrol ederek güzel muamele etmesi de Allah’ın hoşuna giden ve bizi sevmesine yol açan hareketlerdendir. “Onlar (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.” (Ali İmran, 3/134)
Yaptığımız işleri makul bir zeminde yapmamız, her işimizde aşırılıklardan kaçınmamız en güzel iyiliklerdendir. Dünyada bu nimetleri elde etmemiz, ahirette de devamına nail olmamız için bir vesiledir. Bu hassasiyetlerle güzel işler yapanları da Rabbimiz sever. (Ali İmran, 3/148)
Peygamber Efendimizin yaptığı gibi yanlış işler yapan insanları affederek, iyilik yapanları sever. (Maide, 5/13)
Dünya ve ahiret için hayırlı işler yapanları, günahlardan kaçınarak güzel davrananları sever. (Maide, 5/93)
Cibril Hadisi olarak bilinen rivayette Efendimiz Aleyhisselam’a “İhsan nedir?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir:
“Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni muhakkak görür.” (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1)
Her zaman ve her yerde Allah’ın kendisini gördüğünü, gözettiğini bilerek, bu şuurla hayata yön veren, iyilik üzere olan kullar, muhsinler…
Bu çok zor da değildir. Yeter ki insan, yönelsin, gayret etsin, çaba harcasın. Devamını Rabbim kolaylaştırır: “Bizim uğrumuzda elinden gelen çabayı sarf edenlere gelince, onları bize ulaşan yollara mutlaka yöneltiriz. Kuşkusuz Allah iyilik yapanların yanındadır.” (Ankebut, 29/69)
Allah’ın sevdiği kullar…
Ne mutlu iyilik erlerine…





